Ansiklopedi


4/10/2009 ·

Ansiklopedi kelimesi, bütün bilgileri belli bir sistematik çerçevesinde bir araya toplayan eserler şeklindeki nisbeten yeni anlamını ka­zanmadan önce Yunanlılar tarafından her hür ve genç Yunanlının geçirmesi gereken eği­lim anlamında kullanılırdı. Yunanca enkyklos (daire ya da yuvarlak) ve paedeia (eğitim ya da Öğretim) kelimelerinden oluşan ansiklope­di terimi, zamanla bu pratik anlamını kaybede­rek, gittikçe akli ve bilimsel yollarla elde edi­len bilgilerin tasnif ve tertip edildiği kapsamlı Çalışmalar anlamınayaklaştı. Ansiklopedi keli­mesi ilk kez Rabelais tarafından Yunancadan çevrilerek Fransızcada kullanıldı. Nihayet Di-derot ve D'Alcmbert'in arkadaşlarıyla birlikte hazırladıkları ve aşağı yukarı 30 yılda tamam­lanan otuz ciltlik büyük Ansiklopedi ile bugün­kü anlamına en yakın noktaya ulaştı. Her ne kadar Dİderot ve arkadaşlarının hazırladıkla­rı ansiklopedi bugünkü anlamda ilk gerçek "la­ik" ansiklopedi ise de, onlardan çok önceleri çeşitli toplumlarda bu yönde girişimler vaki ol­muştur.

Ansiklopedi benzeri çalışmaların doğuda pek yaygınlaşmadığı söylenir. Ansiklopedinin analitik ve sentetik kabiliyetlerin İşbirliğini ge­rektiren bir şey olduğu, dolayısıyla ancak "ak­lın Kartezyen kullanımı" ile mümkün olabile­ceği ileri sürülür. Bu iddia sahiplerine göre akıl, elde ettiği bilgileri salt kendi tahlil gücü­ne ve tecrübelere göre sınıflayabilir, onları İstediği gibi düzenleyip dünyayı, "basılı sözcük­ler" (Mc Luhan)'ın dünyası çerçevesinde dile­diği biçime sokabilir: işte aklın dünya üzerin­deki bu egemenliğidir ki, XVIII. yüzyıl Aydın-lanmacı yazarlarına o heybetli ansiklopedi ça­lışmasını yapacak cesareli vermiştir.

Bununla birlikle, ansiklopedi türünde kap­samlı ve sistematik bir çalışmanın zihin disipli­nini ve aklın bağımsızlığım gerektirdiği, bu-nunsa doğulularda çok az rastlanan bir şey ol­duğu yolundaki batılı yargı, ciddiyetten uzak olup gerçeği yansıtmamaktadır. Çin'de ansik­lopedik çalışmaların 2000 yıllık bir geçmişi var­dır. Devlet başkanlarına toplu bilgi vermek ya da devlet görevlisi olacak kişilerin eğitimi amacıyla çeşitli türden bilgiler içeren ansiklo­pedik eserler (resmi görevlilerce) hazırlanı­yordu. Daha V. yüzyılda Marcianus Capclla, insan bilgisini oluşturan yedi bilimi tek bir ki­tapla toplamaya çalışmış ve eserinde insan, la-biat ve aralarındaki İlişkiler hakkında o zama­na kadarki bilgileri gözden geçirmiştir. VII. yüzyılda yazılan Isidore de Scvilla'mn Etimo-loqias'ı ilk ansiklopedi örneklerindendir. Ni­hayet IX. yüzyılda İslam dünyasında Ibn Ku-teybe'nin Kiiab-t Uyûmt'l-Ahhâr adlı eseri bu­günkü anlamda ansiklopedinin erken haberci­lerinden biridir.

Örneklerden de anlaşılacağı gibi, dünya üze­rinde medeniyetin oluştuğu bölgelerde ansik­lopedi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu­nun nedeni, bizzat medeniyetin kendisinde aranmalıdır. Medeniyetin getirdiği dolayım ve karmaşıklık, okur-yazar tabakası arasında bü­tünleştirme ve basitleştirme ihtiyacını doğur­maktadır. Medeniyetler insanın kendisi hak­kında bilgi sahibi olmasını belli araçlara tabi kılarak gelişme imkânı bulurlar. Eğer insanlar kendileri hakkında dolaysız bilgi sahibi olma­ya devam edebilselerdi, o içgüdülerin dolaysız olarak duyurulduğu durumda, yani "doğa du­rumunda" kalabilsclerdi ve nihayet insanlar medeniyet "ayna"sına bakmadan yaşayabilsc-lerdi, bu "belli araçlar" ortaya çıkmazdı. Bu araçlar kendi içinde karmaştklaşabİlcn ve fark-lılaşan özellikte olduğundan, çabucak insan­dan uzaklaşma eğilimi ladırlar. Bu artan kar-

maşıklık bir zaman sonra belli bir bilgi biriki­mini beraberinde getirmiş olacağından, kar­maşıklıktan "aydınlığa çıkma" insanı,, önünde bir ihtiyaç olarak belirmektedir. Bu da, ansik­lopedilerin neden medeniyetlerin parlama dö­nemlerinde rağbet bulduğunu bir yönden açık­lamaktadır.

Sözkonusu uyanış ya da aydınlanma dönem­lerinde hemen her milletin bir "ansiklopedi furyası" olmuş gözüküyor. Burada bazı örnek­leri sıralamak yararlı olacak: İslâm dünyasın­da aydınlanma çağı olarak kabul edilebilecek VIII. - XI. yüzyıl arasında pek çok ansiklope­dik eser vücuda getirilmiştir. Ibn Sina'nın Şi­fa, et-Kamın fi'ı-Tıbb gibi eserleri, Zekcriya el-Razi'nin bazı yazarlarca bilim tarihinin en büyük eserlerinden biri olarak zikredilen, fa­kat bugün elimizde bulunmayan tıp ansiklope­disi, Fransız ansiklopedistlcrin ortak çatışma­larına benzer bir çalışmayı X. yüzyılda meyda­na gelirmiş olan İhvan-ı Safa Risaleleri (ki tıp­tan coğrafya ya, kimyadan astrolojiye kadar çok çeşitli bitim dallarıyla ilgili 52 risaleden oluşmaktadır) sayabildiğimiz sadece bir kaç örnektir. Daha geç dönemlerde İse İbn Hal­dun'un Aîukaddinte'si, TaşkÖprülüzade'nİn Mevzııatıı'l-Ulûm'u ve Erzurumlu İbrahim Hakkı'nm Ma/ifeuıame'si bunlara daha yakın zamanların Örnekleri olarak eklenebilir.

Aynı şekilde Batıda Aydınlanma çağını ha­zırlayan XVII. yüzyıldan itibaren bir ansiklo­pedi patlamasına tanık olunmuştur. Daha 1606'da Malhİas Martinus kusursuz bir ansik­lopedi taslağı hazırlamıştı. Vambers'in 2 cilt­lik İngilizce ansiklopedisi, Diderot ve arkadaş­larının ansiklopedisine temel olmuştur. XIX. yüzyılda artık büyük ve kapsamlı ansiklopedi­ler boy göstermeye başlar. Larousse'un 17 cilt­lik ansİklopcdisiyle Berthelot'nun yönettiği 31.ciltlik Büyük Ansiklopedi, bu dönemin en göz dolduran ürünleri oldular. XX. yüzyıl ise hemen her konuda yazılmış irili ufaklı binler­ce ansiklopedinin giderek çoğaldığı bir zaman dilimi oldu.

Ülkemizde iseTanzİmattan sonra Batı kültü­rüne uyarlanma süreciyle birlikte ansiklope­dik yayınlara özel bir ilgi uyandığı görüldü. Paris'te yayınlanan "Ulûm" gazetesinin eki ola­rak Ali Suavi tarafından yayımlanmaya başla­nıp birkaç fasikül sonra tatil edilen Kamu-su'l-Ulûm ve'l-Maarif (1870) modern ansiklo­pedi cİlİğimİzin başlangıcını temsil eder. Cum­huriyete kadar yapılan büyük ansiklopedi ça­lışmaları arasında Şemseddin Sami'nin Kaımt-si/Y-^/VAjj'i, M.Süreyya'nın Sicill-i Osmani'&i, Emrullah Efendİ'nİn Maarif Ansiklopedisi ve Salih Zeki'nin Kaımıs-u Riyazİyat'ı sayılabilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bir kaç çocuk an­siklopedisi girişiminin dışında itk genel kültür ansiklopedisi 10 ciltte tamamlanan Hayat An­siklopedisi (1932-36)'dr. En büyük ansiklope­di girişimlerinden biri olan İslam Ansiklopedi­si 1940 yılında Leyden baskısı esas alınarak çe-viri-telİf yoluyla hazırlanmaya başlanmış olup hala tamamlanabilmiş değildir. Yine kapsam­lı ansiklopedilerden Türk Ansiklopedisi 1943'te yayınlanmaya başlanmış ve ancak ya­kın zamanda tamamlanabilmiştir. 1960'lardan itibaren ansiklopedi alanında yeni girişimlere tanık olundu. Bu dönemde geniş kapsamlı an­siklopedi çalışmalarının başında, Fransızca ya­yımlanan Grand Laroıısse Encydopedİque'in on asıl ve iki ek ciltlen oluşan 1960-64 baskısı temel alınarakTürkçcye Meydan Laıvıtsse Bü­yük Lügat ve Ansiklopedi adıyla 1969-73'e ka­dar oniki cildi, 1975'te de ek bir cildi çevrile­rek yayımlandı. Ayrıca günümüz Türkçesi ya­nında Tanzimat'tan itibaren kullanılan kelime­lere yer verilmiş, Türk ve İslâm dünyasıyla ilgi­li bilgiler telif maddeler halinde ansiklopediye alınmıştır. Ansiklopedi yayıncılığı 198U'li yılla­rın başlarında dönemin gereği olarak bir du­raklamaya girmişse de, son 5-6 yıldır yeni bir canlanma gözükmektedir. Ana Bıitannica ve Büyük Laroıısse gibi iki kapsamlı ansiklopedi yayınlanmaya başlandı. Bununla birlikte, Tür­kiye'deki ansiklopedilerin batı dillerine dayalı ve çeviri ağırlıklı olarak yayınlandığı clagözar- edilmemesi gereken bir olgudur.

İslam kültürünün asli kaynak, kavram ve şartlarını dikkate alan ansiklopedi alanına ait çalışmaların giderek kendisini bir ihtiyaç ha­linde duyıırmasıyla bu alana yönelik yayım fa­aliyetlerinin müslümanlar arasında da canlanmaya başladığı görülmektedir. Nitekim 1980'-lere kadar, özellikle Arap ülkelerinden yapı­lan çeviriler ağırlıkta iken 1980'dcn sonra ya da hemen biraz öncesinde kaynak kitapları, çeviri ve tıpkı basım şeklinde Türk kültürüne kazandırma gayretleri yoğunlaştı. Bunu taki­ben bazı yayınevleri, kalıcı nitelikte sözlük, an­siklopedik sözlük ve ansiklopedik yayına yö­nelmeye başladılar. Bunlar arasında Dergah Yayınlan'nın şimdiye kadar 6 cildi çıkan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi ve 1 cildi çıkan İslaıni Bilgiler Ansiklopedisi, Türkiye gazetesi­nin yayınladığı çeşitli ansiklopedik yayının ya-nısıra 18 ciltlik İslam Alimleri Ansiklopedisi; Türkiye Diyanet Vakfı'nın yayma hazırladığı tamamen telif ve kasım 1988'de ilk fasikülü ya­yınlanan İslâm Ansiklopedisi, Yeni Nesil Ya­yınlarının Yakın Tarih Ansiklopedisi İnkilab yayınlarını çıkarmaya başladığı çeviriye dayalı Siret Ansiklopedisi, ve Risale Yayınlarının ya­yınladığı tek ciltlik genel kültür muhtevalı Ma-saAnsİklopcdİsi ile yine aynı yayınevinin hazır­lamış olduğu Sosyal Dilimler Ansiklopedisi İs­lam kültürünün bilgi ve düşünce birikimini çe­şitli yönleriyle tanıtıcı ve yaygınlaştırıcı ansik­lopedik çalışmaların dikkate değer örnekleri­dir.

Mustafa ARMAĞAN

Tag: Ansiklopedi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Arkadaşına Gönder! Etiketler : Ansiklopedi

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »

trilahi


Genel Genel

Web Analytics