Barış düşüncesi
4/10/2009 ·
Milletler arasında her türlü savaşın ortadan kalkması ve evrensel bir barışın kurulmasıyla
İnsanlığın ilerleme sağlayacağını İleri süren XIX. yüzyıl sonlarının düşüncelerinden biri. Barış düşüncesini savunanlar, meselenin anayasal düzenlemeler yoluyla çözüme kavuşmasından çok, uluslararası çatışmaların sebepleri konusundaki değer yargılarına ağırlık verirler. Gerilimsiz, şiddetsiz, İdeal bir uyumlu toplum yaratıldığında barışa kav usul ab iteceği inancını taşırlar. Dolayısıyla barış düşüncesi sadece ferdin ahlakî sorumluluğa dayalı erdemli tutumlara olan İhtiyacını açıkça dile getirenlerin düşüncesi olagelmişi ir. Bu haliyle barış düşüncesi, kötülüklerin reddi ve tamamen ferdî çözümlerin uygulanmasına İndirgenebilir.
Tabiî hukuk anlayışını savunanların, daha sonra dayanışına leorisyenlcrİnın ileri sürdükleri kanun yoluyla barış, sosyal grupların adil şekilde düzenlenmesi anlayışında ıncrkczîleş-miştir. Siyaset yoluyla barış, devlcileri belli ilkelere göre düzenlemeyi hedef alır, meselâ XIX. yüzyılda milliyet esasına göre düzenlenmesinin düşünüldüğü gibi, İlerleme yoluyla barış, geçen yüzyılda iyimser liberalizmin, pozitivizmin ve bazı sosyalist ekollerin düşü olmuştur. Ama Marksizmin tesis etme iddiasında olduğu barış, devrini (veya savaş) yoluyla gerçekleşecektir.
Baş düşüncesi bir çok ideoloji içinde kalıcı ağırlığını sürdürerek (akımdan akıma, düşünceden düşünceye) kendini aktarmakladır. Romantik hıımanitarizm, hrislı'yan ahlakçılığı, faydacılık ve ütopyacılık barışla genel olarak ilgilenen düşünce akımlarıdır.
I.Dünya Savaşından bu yana barış düşüncesi çeşitli yaklaşımlar biçiminde ortaya çıkmıştır:
1- Birincisi, savaşın uygun anayasal işlemlerle ortadan kaldırılabileceğine işaret eder. Başkan Wilson ve Cemiyct-i Akvam (daha sonra Birleşmiş Milletler olacaktır) savunucularına barışçı (1916-19) denilmişiir. Çünkü bunlar savaşın ahlâka aykırı olması yanında, medeniyetin yıkıcı olduğunu da söylerler. Ama bunlar nıililarizmc karşı kuvvet kullanma konusunda çekingen davranmamışlar veya saldırıyı kışkırtmaktan geri durmamışlardır. Onlar iktidarı "kollekı i deştirmek" istemişler, lek ick ülkelerin elinden iktidarı alıp onu uluslararası topluluğun hizmetine vermek İstemişlerdir.
2- ikinci kullanım, bir başka millete karşı kurulmuş bir orduda hangi şart altında olursa olsun görev almayı reddedenlerin inanç ve tutumlarına matuftur. Bu, şahsî veya dinî barış düşüncesi olarak tasvir edilebilir. Hristiyan, Budist, Konfüçyanİst, Hinduİst örnek olarak verilebilir; onlara göre insan ilişkilerinin temelini uzlaşma, sevgi ve itaat, şefkat oluşturur.
3- Üçüncü kullanım, silah yoluyla meselenin çözümüne karşı olan kimselerin inanç ve tutumlarında saklıdır. Bunlar silaha başvurulduğu takdirde meseleye taraf olanların, sonuçta önceki durumlarından çok daha kötü hâlde olacaklarından dolayı barıştan yanadırlar. Bir muhalifin fikrini değiştirmek için hoşgörüyü ve şeikati, yardımı artırmalı, bunu yaparken etkin olarak onun acılarını giderici bir çaba içine girmelidir. Bu fikre siyasî veya rasyonalist barış düşüncesi denir.
Barış düşüncesi hiçbir devlet tararından resmî politika olarak benimsenmiş değildir, fakat iki dünya savaşı arasında bütün Avrupa ülkelerinde oldukça taraftar bulmuştur. Bu kanı, dindar olmayıp da savaşa karşı olanlara (Avrupa ülkelerinin savaşmasının bir iç savaş olduğu düşünülürse) cesaret ve güç vermiştir. Ccmiyet-i Akvam destekleyicileri, her türlü savaşa karşı olanlar ve diğerleri şeklinde bölünmeye temayül göstermişlerdir. Cemiyetin taraf olacağı savaşları gayrı meşru sayanlar bir yanda, silahlı kuvvetleri sınırlandırıp cemiyetin onayladığı savaşa yetecek gücü korumayı savunanlar diğer yanda yer almışlardır. Bu İkinciler toplu güvenlik sağlanamadığı İçin 1939'dan önce mutlak barışçıların milliyetçi vcyalnızlıkçılarla (isolationist) şuursuz işbirliğine girdikleri için cemiyete bağlı bir kuvvet İstiyorlardı. II.Dünya Savaşıyla birlikte kişisel barış düşüncesi azalma eğilimigöstermişve askerlik hizmetine bilinçli itiraz, bu hizmeti ka-nunîleştirmiş, bulunan devletlerde 1914-18'dc olduğundan daha da düşmüştür. Nükleer silahların keşfiyle birlikte barış düşüncesi canlanmış ve konvansiyonel silahlarla yapılan savaşlara İtiraz etmeyen çevrelerde bile nükleer
silahların karşılıklı indirimi fikri savunulur olmuştur. Özellikle II.Dünya Savaşı'nın bitimi-ni sağlayan ABD'nin Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atması ve yüz binlerce insanın ölmesi, savaşa ve nükleer silahlara karşı barış düşüncesinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Barış düşüncesi belli bir siyasî doktrin manzarası arzetmez. Bütün savaşların ahlaken kabul edilemez olduğu, bu siyasi ve başka amaca ermek için şiddet ve kaba kuvvet kullanmanın hiçbir haklı nedene dayanmadığı yolundaki genel kanı, bu düşünceyi beslemiştir. Bu görüşler tarih boyunca ortaya çıkmışsa da XIV. yüzyılın son otuz yılı ve XX. yüzyılda yaygınlaşmış, örgütlenme imkânı bulmuş veya bazı siyasî tezlerin içinde önemli yer tutmuştur. Bunun nedeni kısmen Orta çağdan dünya savaşlarına kadar geçen sürede savaşın küçük ve profesyonel güçlerin sınırları içinde kalmış olmasıdır. Mecburî askerlik XIX.yüzyılda Avrupa ordularında uygulanmaya başlayınca askerlik hizmetine karşı çıkmalar başlamış, böylece barış düşüncesinin bir doktrin olarak topluca ifade edilmesi gerekmiştir.
Hristiyan kiliselerinin terk edilmesi haklı savaşın ilahi adalet gereği olduğunun İleri sürülmesine yol açtı. I.Dünya Savaşının dehşeti, savaş aleyhtarı görüşlerin kabut görmesini kolaylaştırdı. Barış düşüncesinin yaygınlaşmasına etki eden en önemli siyasî faktör, savaşın nedenlerinin ne olduğu yolunda sol kanat yazarların, anarşist ve marksistlcrin açıklamaları olmuştur. Bu siyasî tutumlara göre savaş, yönetici kapitalist seçkinlerin bencil iktisadî hırsları yüzünden milletler arasında patlak vermekte, ama savaştan zarar gören her iki tarafın halkları, sömürülen proleterya olmaktadır. Barış düşüncesini yerleştiren, bütün ülkelerin işçilerinin doğal olarak kardeş olduğu ve savaşı çıkaran kapitalistlere karşı birlik olmaları gerektiği yolundaki uluslararası inançtır.
Tag: Barış düşüncesi, Güç Dengesi,