Ekonomik entegrasyon
5/10/2009 ·
Kalkınma ve sanayileşme makul büyüklükte bir pazarı gerekli kılar. Büyük pazarın avantajlarından mahrum olan bir ekonominin etkin üretim yapısına kavuşması mümkün değildir. O nedenledir ki, sömürgeleri olmasaydı İngiltere'yi, gümrük birliği oluşturmasayds Almanya'yı, büyük pazar avantajlarına sahip olmasaydı Amerika Birleşik Devletleri'ni ve benzerlerini (diğer şartları şimdilik bir kenara bırakırsak) bugünkü gelişmişlik düzeyinde göre-meyebilirdik. Sömürgelerden yararlanma devrinin kapanmaya yüz tuttuğu ya da yeni-sö-mürgecilik dönemini yaşadığımız günümüz dünyasında, biryandan gelişmiş ülkelerin mevcut durumlarını muhafaza, Öte yandan gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hamlesini başlatma ve sürdürme yolunda, aralarındaki tamamlayıcılık Özelliğinden de yararlanarak ekonomik entegrasyon hareketlerine giriştiklerini görüyoruz. Yani ekonomik entegrasyon, bir bakıma, büyük pazar avantajını elde etmek için, pazarlarını birbirine açma şeklinde tanımlanabilir.
Entegrasyon, Latince parçalan bütünün içinde birleştirmek anlamına gelen Integmtio kökünden Btıtı dillerine girmiş bir kelimedir. Ekonomik entegrasyon ise, ülkeler arasında malların ve faktörlerin serbest harekeline mani olan politikalara son vermek, iç ekonomik politikaları uyumlulaşlırıp ayrı İktisadi yapıları bir tek İktisadi yapı haline getirmektir.
Bazı yazarlar çağımızı "entegrasyon çağı" olarak adlandırmaktadırlar. İster doğudan batıya, isterse kuzeyden güneye bakalım, dünyamızın 200'U aşkın ülkesinin sayıları 10'larla ifade edilebilecek entegrasyonlar olarak karşımıza çıktığını görürüz. Askeri entegrasyonlar, ekonomik entegrasyonlarla bütünleşmekte, kuvvetli ekonomik entegrasyonlar oluşturan ülkelerin aynı zamanda askeri alanda da entegre bîr bütün oluşturdukları gözlenmektedir. Şimdi sorumuzu soralım: Ülkeler neden dolayı ekonomik entegrasyon oluşturmaktadırlar?
Bu sorunun cevabı iki cepheden verilebilir. Bilindiği gibi iktisadın bir bilim olarak ortaya çıkmasından bu yana serbest ticaret savunulmaktadır. Eğer dünyada hakim ekonomik ilişkiler serbest ticaret kurallarına göre yapılırsa dünya ülkelerinin refahı her zaman daha yüksek olur. Onun için iktisatçılar, birinci en İyi durumun refah bakımından bu tür sonuç doğurabilecek olan serbest ticaret olduğu noktasında müttefiktirler. Fakat realite şu ki; ülkeler bu teze pek kulak asmamışlar ve her fırsatta dünyanın ekonomik şartlarını lehlerine çevirebilmek için İktisadi ilişkilerini çeşitli araçlarla (tarife, kota, vb.) sınırlandırmışlardır. Serbest ticaret tezine karşı Almanya'nın korumacılığı savunmasının sebebi, 1800'lü yıllarda İngiltere'nin ürettiği malların yıkıcı rekabeti karşısında, yeni kurulmakta olan sanayilerini korumak amacıyla küçük Alman devletçiklerinin Zaliver'in adı altında ortak bir gümrük birliği oluşturmaları ve Bismark'ın da katkısıyla Almanya'yı güçlü bir ekonomik yapıya dönüştürme arzusudur. Bunda başarılı da olunmuştur. Tarihin bu ilk gümrük birliğinin ortaya koyduğu durum şudur: biryandan birbirlerine karşı uyguladıkları politikaları kaldıkları serbest ticaretin gelişmesine fırsat veriyorlar; öte yandan da, kendileri aralarında oluşturdukları yeni pazarı, dışarıdan gelebilecek ekonomik tazyiklere karşı koruyucu tedbirler uyguluyorlardı. Bu da serbest ticaretin alevhinc bir durumdu. Bir bakıma korum. ğİşlirmişlİ.
Yukarıda sözünü ettiğimiz bu korumacılık ne gibi bir görünüm ve amaçla karşımıza çıkmaktadır? Bu sorunun da cevabı iki cephelidir. Biliyorz ki bugün hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olan ülkeler entegrasyon hareketlerine katılmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerin bundan beklentisi, kendilerine rakip olarak gördükleri ülkelere karşı piyasalarını korııyarak refah seviyelerini muhafazaya çalışmaktır. Çünkü bu ülkeler sömürge devrinin kapanmaya yüz tınması ile büyük çapta kaynak aktarımından mahrum kalmışlar ve en azından, mevcudu muhafazaya yönelmişlerdir. Gelişmekte olan ülkeler ise ellerindeki imkânları birleştirme ve bu yolla eksikliklerini tamamlayarak kalkınmağa çalışmaktadırlar. Denebilir ki son grup ülkelerin amacı, daha dinamiktir. Entegrasyon hareketiyle, bir yandan piyasalarını korumaya alırken, öte yandan, iç piyasanın genişlemesinden istifade eden sanayilerin yeni pazarda daha etkin ve daha ekonomik üreıimyapısıııa kavuşarak uluslararası rakipleriyle rekabet edebileceklerdir. Ekonomik birleşme bu ülkelere pazarlık gücü de kazandırmakta, nisbİ fiyatları lehlerine dönüştürme imkânı vermektedir. İşte entegrasyon hareketlerinin ortaya koyduğu bu kısmi İyileşme durumuna "ikinci en iyi" denmektedir.
Ekonomik entegrasyonun bir süreç olduğunu da bu noktada vurgulamak durumundayız. Çünkü entegrasyon hareketi önce iktisadi İş-bi/iiği olarak adlandırabileceğimiz, fazla derine gitmeden ekoniminin bazı sektörleriyle ilgili bir başlangıçtan filizlenir. Bunu kendi aralarında ticaretin serbest olduğu, buna mukabil başka ülkelerle İlişkilerinde her ülkenin kendi politikasını uyguladığı serbest ticaret sahası izler. Ülkelerin kendi aralarında ticarete koydukları engelleri kaldırmalarının yanında birliği oluşturan ülkeler, ortak bir gümrük tarife-siyle birlik pazarını dışa karşı koruyorlarsa bu safhanın adıgünmik bitliğidir. Bundan sonraki safha mal ve faktör hareketlerinin serbestçe hareket kabiliyetine kavuştumIduğıı oıuık pazar safhasıdır. Burada bir yandan malları hareketine mani olan kısıtlamalar kaldırılır ve ortak gümrük tarifesiyle dışarıdan ithal edilen inallarla ilgili ortak bir politika takip edilirken; üretim faktörü dediğimiz emek, sermaye ve üretimin gerektirdiği hareketli bütün vasıtaların ortak pazarın İçinde serbestçe ve herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan dolaşmaları imkanına kavuşmaktadırlar. Tam bir entegrasyon için bu da yetmez. İçerde- uygulanacak para, maliye ve dış ekonomik ilişkiler gibi politikaların da uyumlaştırılması gereklidir. Böyle politika koordinasyonunun sağlandığı entegrasyon safhasına ekonomik bütünlük safhası diyoruz. Bu safhada uluslarüstü otoritenin kararlan muteber olacaktır. Ülkeler kendi başlarına bütünlükle ilgili sonuçlar doğurabilecek kararlar alamaz ve uygulayamazlar.
Bütün entegrasyonların amacının ekonomik bütünlük olması gerekmez. Her entegrasyonun nihai olarak ekonomik bütünleşmeye ulaşması da söz konusu değildir. Entegrasyonların, yukarıda sıraladığımız safhaları peş peşe atlamak zorunda olduklarını da söyleyemeyiz; bir entegrasyon ekonomik İşbirliği safhasından gümrük birliğine halta ekonomik bütünlüğe sıçrayabilir.
Günümüzde kurulmuş bulunan ekonomik entegrasyonlar çok ve çeşitlidir. Hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olanlar entegrasyon oluşturmaktadırlar. Doğu Bloku ülkelerinin oluşturduğu COMECON'u da, Batı'daki emsallerinden önemli farklılıklar arzelse de ekonomik entegrasyon saymamız mümkündür.
Entegrasyonlar çok ve çeşitli olmakla birlikte bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bunlar özellikle gelişmekte olan ülkelerin arasındaki entegrasyonlarda daha sık görülmekledir. Burada zikredilmesi gereken üç temel sorun bulunmaktadır. Bunlar kararların milli hakimiyeti zedelemesi, kutuplaşma ve ticaretin sapmasıdır. Özclliklcycni bağımsızlığını kazanmış ya da bağımsızlığına düşkün ülkelerden oluşan entegrasyonlar çok problemli olmakladır. Entegrasyonu oluşturan daha gelişmiş ülkeler kaynakları kendilerine çekerek diğer ülkeleri zor durumda bırakmaktadır. Bunların yanında daha önce ticaret partneri olarak kârlı ticaret yapılan ülkelerin birlik dışında kalması entegrasyonun zararlarını artırmakta kopmaların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
Halen dünyada faaliyette bulunan entegrasyonlar ve üyeleri şunlardır.
A. Gelişmiş Ülkeler Arasındaki Ekonomik Entegrasyonlar
1. Avrupa Topluluğu (Europcan Commıı-
nity: EC): 25 Mart 1957'de imzalanan Roma Antlaşmasıyla kurulmuştur.
Üyeleri: Almanya, Fransa, italya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, Danimarka, İrlanda, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'dir. Gümrük Birliği içine Ekim 1987'den itibaren Kıbrıs Rum kesimi de alınmıştır.
2. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (Northern America Frce Trade Associatıon: NACU) 3 Ocak 1987'de kurulmuştur. Üyeleri Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dır. 1 Ocak 1989'dan itibaren yürürlüğe girmesi bekleniyor.
3. Avrupa Serbest Ticaret Sahası: (Europc-aıı Free Trade Association: EFTA) 1959'da Stokolm Antlaşmasıyla kurulmuştur. Gittikçe dağılmakladır. Son olarak Portekiz'in Avrupa Topluluğuna katılmasıyla üye sayısı Avusturya, Norveç, İsveç, İsviçre, Finlandiya, İzlanda olarak 6'ya düşmüştür. Bu ülkelerin de AT ile serbest ticaret anlaşmaları vardır.
B. Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki Entegrasyonlar
Mana Jiiver Bİriîğî (Mano Rİver Union: MRU) Ocak 1973 yılında kurulmuştur. Üyeleri (îuinca, Sierra Leone ve Liberya'dır.
Doğu ve Güney Af/ika Ülkeleri Teıvihli Ticaret Sahası (Prefercnlİal Trade Arca ol" Eas-ıcrn and Southern African States: PTA) Aralık 1981 Eıopya'da kurulmuştur. Üyeleri: Ka-mor, Cibuti, İJganda, Somali, Bohvana, Burin-di, Kenya, Lesala, Madagaskar, Malavi, Mori-uıs, Mozambik, Rwanda, Scyseller, Swazi-land, Zambiya'dır.
Merkezi Afrika Gümrük ve Ekonomik liiıiiği (Central African Customs and Economic Union: UDEAC) 8 Aralık 1964'dc kurulmuştur. Üyeleri: Gabon, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kongo'dur.
Güney-Doğu Ascıy Milletleri Biıiiği (Association of South,East Asian Nations: ASEAN) Ağustos 1967'de kurulmuştur. Üyeleri Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tayland'dır.
liankok Anlaşması: 1975'de İmzalanmıştır. Üyeleri: Beııgladeş, Hindistan, Kore, La o Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Srilanka'dır.
Arap Ekonomik Biıiik Konseyi (Consil of Arab Economic Unity: CAEU) Arap Birliğini oluşturan üyeler arasında 1957'dc imzalanıp 1%4'te yürürlüğe giren bir anlaşmayla kurulmuştur. Üyeleri: Demokratik Yemen, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Libya, Moritanya, Somali, Sudan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen Arap Cumhuriyeti'dir.
Anıp Ortak. Pazan: (Arab Common Market: ACM) Arap Ekonomik Birlik Konseyinin kararıyla 13 Ağustos 1964'tc kurulmuştur. Üyeleri: Mısır, Irak, Ürdün, Suriye, Libya, Moritanya'dır.
Körfez İşbirliği Konseyi: (Gulf Coopcration Consil: GCC) Mayıs 1981'de Riyad'da imzalanan anlaşmayla kurulmuştur. Üyeleri: Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emİrlİkieri'dir.
Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği: (Regİonal Coopcration for Dcvclopmcnt: RCD), 1964 yılında kurulmuştur. Üyeleri İran, Pakistan ve Türkiye'dir. 1982'dcn itibaren adı Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO) olarak değişmiştir.
Antlean Paktı: 1969 yılında kurulmuştur. Üyeleri: Peru, Ekvator, Bolivya, Kolombiya, Venezüella'dır.
Ona Amerika Ortak Pazan (Central America Common Market: CACM) 1960yılında kurulmuştur. Üyeleri: Kostarika, El Salvador, Guatemala, Honduras ve N.Karagua'dır.
Canbbean Ortak Pazan (Carıbbean Com-man Market: CARİCOM) 1968 yılında CA-RIFTA (Carıbcan Serbest Ticaret Sahası) adıyla kurulmuş 1973 yılında CARİCOM adını almıştır. Üyeleri: Guyana, Jamaika, Trİnİ-dad ve Tobago, Antiqua, Belize, Dominik, (îrenada, Moniscrrat, Si. Kıtts Nevis, St. Lu-cİaveSt. Vİncent'lİr.
İMlin Amerika Seıbest Tİcaıvt Sahası: (Latin American Frec Trade Arca: LAFTA) 1960 yılında kurulmuştur. Üyeleri: Arjantin, Brezilya, Şili, Meksika, Paraguay, Peru, Uruguay, Kolombiya, Ekvator, Venezüella ve Bolivya'dır.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi: (Councit for Mutual Economic Asistance: CMEA, COMECON da denir). Doğu Bloku
ülkeleri arasında 1949 yılında kurulmuştur. Üyeleri: SSCB, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Moğolistan'dır. Çin ve Arnavutluk da üye idî ama SSCB ile anlaşamamış ve ayrılmışlardır.
Emin ERTÜRK
Tag: Ekonomik entegrasyon